İBB teftişinde de adı geçiyordu! DİAYDER davasında ara karar çıktı, 3 sanık tahliye edildi

Silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın hedefleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü öne sürülen Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticileri ile üyelerinin aralarında bulunduğu 9’u esir 23 sanığın 15 yıla değin hapis istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. İstanbul 14. Ağır Cinayet Mahkemesindeki duruşmada, bir takım tutuksuz sanıklar ile avukatları hazır bulundu. Duruşmaya bir takım tutsak sanıklar ise SEGBİS aracılığıyla bağlandı.

“SINAVA GİRİP KAZANDIM”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde gassal olarak çalışan tutuksuz davalı Fahrettin Ülgün savunmasında, “Seçimlerden önce vaatlerden biri de İnançlar Masası kurulacağıydı. Masa sabit, Diyanet’in görüşü dışarıda kalan inanç gruplarının cenazelerinin yıkanması ve ibadetlerinin yerine getirilmesi için kadro açılmıştır. Bunların da çoğuna Şafii mezhebine mensup kişiler işe alındı. Sınava girdim ve kazanarak işe girdim. Yıllardan Beri topluma hizmet etmiş biri olarak zaten yaptığım bir işi yapıyorum İBB’de. Derneğe bir katkım olmadı, çünkü nasıl zor durumda olduğumu biliyorlar. Akrabalarım ve çocuklarım bana bakıyor. Siyasi bir torpille işe girmedim, çalıştığım yerde siyaset de yapmadım. Ölü yıkayan ve mezarında dua okuyan biri olarak nasıl bir zararım oldu? Bunu anlayamıyorum. Ölüler üzerinde bir kerametim yok. Bu dava yüzünden terörist oldum, iltisaklı oldum. DİAYDER hukuki bir dernektir. Üyelerin imam olması nedeniyle ilk akla getirdikleri yerdir. Bu haliyle kimler fakirdir, muhtaçtır daha iyi biliyoruz. Fakirlere ulaştırılmak üzere verdiği kartlar yardımlaşma ağının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

“BAZI GECELER AĞLIYORUM”

Tutuksuz sanıklardan Hasan Karahan ise savunmasında, “Terörle, teröristlerle anılmak çok ağrıma gidiyor. Bazı geceler ağlıyorum. Öz kardeşimin oğlu askerde şehit oldu. Din adamıyım. Kendimi terörle benzer görmeyi hazmedemiyorum. İBB’nin her mezhepten insanı gassal olarak işe alacağını duydum. Bir işim olsun evime ekmek götüreyim istedim. İnternetten fazla anlamadığım için çocuğuma söyledim. Tatbik yaptık. Fakat işe alınmadım” diye konuştu.

“VAAZLARIMA SİYASETİ KARIŞTIRMADIM”

Dini olarak kimseden dikte almayacağını söyleyen tutuksuz sanık Lütfi Büyükefe savunmasında, “Örgüt olsun devlet olsun bana kimse dini konuda dikte veremez. Bana Allah ve peygamber dıştan kimse emir veremez. Hafit Tunç ile görüşmem olmuştur. Onların köyünde medrese eğitimi aldım, o sebeple Hafit Tunç’u tanırım. Dosyada örgütün sivil sorumlusu suçuyla suçlanıyorum. İmamlık yaptığım köylerde araştırılabilir Kandil ve örgütle bağlantım varsa ortaya çıkarılabilir. Benim şimdiye dek parti üyeliğim olmamıştır. Varsa araştırılıp ortaya çıkarabilirsiniz. Bana çevremde hala terörist gözüyle bakan var, ben terörist değilim. Ben vaazlarımda kesinlikle siyaseti karıştırmam karıştırmadım. İddianamede bulunan vaazları ben vermedim, Cumhurbaşkanına hakaret ettiğim yönündeki vaazı ben vermedim” biçiminde konuştu.

Duruşmada görüşünü ifade eden Cumhuriyet savcısı, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin ve 3 sanığın ev hapsi şeklinde adli denetim tedbirlerinin devamını istek etti. Savcı, 3 sanığın ev hapsi şeklindeki adli denetleme tedbirlerinin, 5 sanığın ise hakkındaki imza şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve bütün tutuksuz sanıkların yurtdışına çıkış şeklindeki adli teftiş tedbirlerinin devamına karar verilmesini istedi.

3 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ

Tutuklu sanıklar Sefa Mehmetoğlu, Nezir Erdemci ve Enver Karabey’in tahliyesine karar veren duruşma heyeti, DİAYDER Başkanı Ekrem Baran’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. 3 sanığın ev hapsini kaldıran mahkeme, 4 sanığın ise ev hapsinin devamına karar verdi. Duruşma, konut hapsi kaldırılan sanıklar hakkındaki yurtdışına çıkış şeklindeki adli kontrol hükümlerinin devamına karar verdi. Heyet, Dernekler Masası’na yazı yazılarak, derneğin faaliyetlerinin sorulmasına karar verdi.

18 MART’TA ERTELENDİ

Heyet, imza şeklinde adli teftiş hükümleri olan sanıklarında hakkında imza tedbirinin kaldırılmasına, yurtdışına çıkış şeklindeki tedbirin ise devamına hükmetti. Heyet, bir takım sanıklar hakkında İstanbul 34. Ağır Canice Mahkemesince görülen davanın birleşmesine onaylama verilmesi durumunda, mahkemeden tahlil etmek için dava dosyasının istenmesine karar verdi. 3 gizli tanığın bir sonraki celse dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılmasına karar veren duruşma, duruşmayı 18 Mart’a erteledi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 335 sayfalık iddianamede, DİAYDER’in referansı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne işe alınan örgüt üyesi ve sempatizan şahısların aldıkları maaşın bir kısmını derneğe verdiklerinin şahit beyanları ve görüşmeler doğrultusunda saptama edildiği aktarıldı. Savcılıkça hazırlanan iddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi göre derneğe verilen market takviye kartlarının örgüt sempatizanları tarafından değerinde ailelerine dağıtıldığına ilişkin tespit yapıldığı belirtildi.

İddianamede, Ramazan ayı sebebiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi göre DİAYDER’e verilen alışveriş kartlarının belirsiz Ekrem Baran kadar dağıtılması nedeniyle Avrupa ve Anadolu yakasında ikamet eden dernek üyesi melelere verilmesi hususunun yer aldığı, laf konusu kartların dağıtılacağı şahıslar arasında değer ailelerinin de bulunduğu kaydedildi. Savcılıkça hazırlanan iddianamede, şüphelilerin ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek destek etme’ suçlarından 3,5 yıldan 15 yıla dek hapisle cezalandırılması istek edildi.



Yorum yapın

SMM Panel PDF Kitap indir