En önemli öğün atlanıyor! İşin uzmanı

Kış aylarının gelmesiyle birlikte beslenmeye yönelik gereksinim da arttı. hasta olmak istemeyenler, beslenmelerini sıkı tutmaya özen gösteriyor. Oysa çeşitli nelerden dolayı sabahleyin kahvaltı yapmadan çıkanlara işin uzmanından kritik uyarılar geldi. Ünal, “Kahvaltı kışın en sık atlanan öğünlerdendir. Gece boyu açlık sonrası vücudumuzun yakıtı olan besinlerle sıkı bir kahvaltı ile güne açılmak ayrıca vücut direncimizi artırır hem de metabolizmanın daha iyi çalışmasını sağlar. Kahvaltının eksikliğini sonraki saatlerde ilave öğünlerle kapatmaya çalışmak kilo artışını tetikleyebilir” dedi.

“SOĞUK HAVALARDA METABOLİZMA YAVAŞ ÇALIŞIR”

Gün boyu sürekli çalışan metabolizmamızın bir takım durumlardan etkilendiğini ifade eden Gıda ve Diyet Bölümü’nden Beslenme Uzmanı Selin Nur Ünal, “Vücudumuzun 7 gün 24 saat uyku halindeyken bile enerji karşılamak için oluşturduğu kimyasal değişimlerin tümüne metabolizma denilmektedir. Bu değişimlerden biri de mevsimlerin getirmiş olduğu hava değişiklikleridir. Bilhassa kışın soğuk havaların etkisiyle metabolizmamız kendini korumaya aldığından daha yavaş çalışmaya başlar” diye konuştu.

“İŞLENMİŞ GIDALARDAN UZAKTAN DURMALIYIZ”

Soğuk havalara karşısında vücudun yağ deposunu artırma eğiliminde olduğu dile getiren Beslenme Uzmanı Ünal, tüm bu değişimlerin sonucunda kış mevsimini dinç vermek için beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu belirtti.

Besleyici özelliği az olan kızartma, kavurma işlemleri uygulanmış ve fast-food tarzı besinlerden uzak durmamız gerektiğine dikkat çeken Beslenme Uzmanı Ünal, kışın gelişen grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak ya da hafif atlatmak için her beslenme grubundan tatmin edici ve dengeli şekilde beslemek şarttır. Beden direncini azaltabilen yüksek yağlı ve rafine şeker taşıyan besinlerin tüketimleri olası olduğunca sınırlanmalıdır. Öğün sayısı ve beslenme düzeni bireye özgüdür ancak sık öğün atlama ve yamalı gıda alışkanlıklarından kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

İYİ KAHVALTI DAIMA YARARLI

Kahvaltının en sık atlanan öğünlerden biri olduğunu gösteren Dyt. Ünal, “Gece boyu özlem sonrası vücudumuzun yakıtı olan besinlerle sıkı bir kahvaltı ile güne açtırmak hem beden direncimizi artırır keza de metabolizmanın daha iyi çalışmasını destekler. Kahvaltının eksikliğini sonraki saatlerde ek öğünlerle kapatmaya kastetmek kilo artışını tetikleyebilir. Kış aylarında susuzluk duygusal daha eksik oluştuğundan su tüketimi de azalmaktadır. Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için olmazsa olmaz bileşenlerdendir. Susama hissi oluşmasa dahi jurnal tatmin edici su tüketimi sağlanmalıdır” diye konuştu.

MEYVE VE SEBZE TÜKETİMİ ÖNEMLİ

Kışa girerken bağışıklığımızı artmak amacıyla ön planda tutmamız gereken diğer gıda ögelerinin A ve C vitaminleri olduğunu söyleyen Dyt. Ünal, şu bilgileri paylaştı:

“Hastalıklara karşısında savunma mekanizmamız olan antikorların görevini yerine getirebilmesi için protein kaynaklarından (yumurta, peynir, süt, yoğurt, balık, et, kurubaklagiller vb.) yeterli miktarda alınmalıdır. Kış meyve ve sebzeleri (narenciye, yeşil yapraklı sebzeler, havuç vb.) bu vitaminleri bol miktarda içermektedir. Günlük 4-5 porsiyon meyve- sebze grubundan tüketilmeye özen gösterilmelidir. bunun dışında antioksidan minerallerden selenyum ve çinko kaynaklarına (fasulye, mercimek, kabak çekirdeği, fındık, kümes hayvanları, kırmızı et) da yer verilmelidir.”

MUZ VE PIRASAYI TÜKETİN

Ana etkilerinden biri bağışıklık sistemini desteklemek olan probiyotikleri taşıyan besinlere de düzenli yer vermemizde menfaat olduğunu dile getiren Dyt. Ünal, “Bağırsak sağlığımızı desteklemek ve probiyotiklerin etkisini artırmak amacıyla prebiyotik içeren besinler (muz, sarımsak, soğan, buğday, pırasa, kuşkonmaz vb.) de jurnal beslenmemizde yer almalıdır” dedi.

BAĞIŞIKLIĞI DİRİ TUTAN ÖNERİLER

Dyt. Ünal, bağışıklık sistemi için öne çıkan gıda ögelerinin hangi besinlerden alınabileceğini şöyle anlattı:

“İyi ve kaliteli bir protein kaynağı olan yumurta (kişide sınırlandırılması gereken bir rahatsızlık mevcut değilse) her gün tüketilebilir. Kefir ve probiyotik ilaveli yoğurt, protein kaynağı olmalarının yanı sıra probiyotik alımını destekler. Her gün 2 porsiyon kadar tüketilmelidir. Haftada 2 defa Omega-3 yağ asitlerinden zengin yağlı balıklardan tüketilmelidir. Lif içeriği yüksek tam tahıl kaynakları ve beta glukandan varlıklı yulaf bağışıklığı desteklemek için önemlidir. Kivi, portakal, mandalina, greyfurt gibi C vitamini kaynaklarına günde 2-3 porsiyon kadar yer verilebilir. Havuç, yeşil yapraklı sebzeler kayda değer A vitamini kaynaklarındandır. Her öğüne eklenebilir. Brokoli, karnabahar gibi antioksidan özelliği yüksek besinleri de sofralarınızdan beceriksiz etmeyin. Baharatların da bağışıklığı destekleyen özelliklerinden faydalanın. Etkili baharatlardan zencefil ve belli başlı maddesi kurkumin olan zerdeçal antiinflamatuardır. Yoğurda ya da içeceklerinize karıştırarak tüketebilirsiniz. Nebati yağlardan zeytinyağına beslenmenizde yer verin. E vitamini kaynağı olan ham badem, çiğ fındık ve cevizi de beslenmenize ekleyebilirsiniz.”

C VİTAMİNİ İÇİN ÖNEMLİ TAVSİYE

Soğuk havaların gelmesiyle bedensel aktivite düzeylerinin azalmasına uyarı edilmesi gerektiğini gösteren Dyt. Ünal, “Yavaşlayan metabolizma ve azalan fiziki aktivite düzeyleri kilo artışını tetikleyebilir. Bu yüzden yeterli ve dengelenmiş beslenmeyi fiziksel olarak daha faal olarak destekleyebilirsiniz. Beslenmenizde bir yeteneksizlik mevcutsa mutlaka hekim ve diyetisyen görüşü alarak bireye özgü gıda takviyelerinden faydalanılabilir. Bağışıklığı güçlendiren takviyelerden C vitamini ve probiyotik takviyeleri sabahları aç karnına; D vitamini ve Omega-3 takviyesi sabahleyin yemekle beraber ya da tokken alındığında daha etkili olmaktadır. Çinko, propolis gibi takviyeler de bireye özgü olarak değerlendirilip bağışıklık için kullanılabilecek takviyeler arasındadır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Yorum yapın